Endometrial Hiperplazi (Rahim Duvarı Kalınlaşması)

Rahim duvar kalınlaşması (Endometrial Hiperplazi) vücutta fazla östrojen salgılanmasına bağlı rahim iç yüzündeki hücrelerin ve salgı bezlerinin gereğinden fazla büyüyerek tedavi edilmez ise kansere dönüşme potansiyeli oluşturan bir hastalık grubudur.

Endometrial Hiperplazinin En Çok Görülen Nedenleri;

  • En önemli nedeni anovulasyon ,yani yumurtlama olmamasıdır ve en çok görülen anovulasyon nedeni polikistik over sendromudur.
  • Kanda östrojen seviyesini yükselten nedenler; östrojen salgılayan tümörler, şişmanlık, karaciğer rahatsızlıkları
  • Tedavi amaçlı progesteron eklenmemiş tek başına östrojen içeren ilaç kullanımı
  • Hiç doğum yapmamış olmak, çok ileri yaşlarda menopoza girmek

Rahim iç zarı da denilen endometrium her ay adet için bir hazırlık yapar ve bu doku her ay düzenli olarak dökülür. Endometrial hiperplazi bu rahim iç zar dokusunun normalden fazla kalınlaşmasından dolayı oluşan bir durumdur. Endometrium kanserleri (Rahim içi kanser) de bu dokudan gelişmektedir.

Yumurtalıklardan salgılanan östrojen denilen kadınlık hormonu rahim iç dokusunun çoğalmasını ve kalınlaşmasını sağlar. Daha sonra yine yumurtalıklardan salgılanan progesteron denilen hormon devreye girerek bu kalınlaşmayı durdurur ve adet kanamsını olgunlaştırarak dışarı atılmasını sağlar.

Yumurtlama bozukluğu olan kadınlarda progesteron hormonu yetersiz salgılandığı için dengelenmeyen östrojen hormonu kontrolsüz bir şekilde endometrium dokusundaki hücrelerde çoğalmaya ve endometrial duvarda kalınlaşmaya neden olur. Endometrial hiperplazi bu şekilde oluşmaktadır.

Endometrial Hiperplazi Sınıflandırılması Nasıl Yapılır?

Sınıflandırmada hiperplazideki hücrelerin durumlarına göre basit ve kompleks olarak ikiye ayrılır.Bunlar da tekrardan aralarında atipili ve atipisiz olarak ikiye ayrılır. Bu problemi ultrason yada muayene ile tanımlamak mümkün değildir.Ancak rahimden biopsi ile alınan örneklerin incelenmesi ile tanı konabilir. Genellikle patolojiden ‘’Kisik glandüler hiperplazi’’ tanımlaması sıkça görülmektedir.

Atipili hiperplazilerde hücreler tipik görünümden uzaklaştığı için kansere dönüşme olasılığının daha fazla olduğunu gösterir. Atipisiz hiperplazilerde kansere dönüşüm %1 - %3 arasında iken atipik olanlarda bu oran %8 - %29 arasında olmaktadır.

Hasta menopoz sonrası dönemde ise bu patolojilerin kansere dönüşe oranı üreme çağındaki kadınlara göre daha fazladır. Yine atipisiz hiperplazilerde kansere dönüşme süresi 10 yıl civarında iken atipik olanlarda bu süre ortalama 3 - 4 yıl olarak belirlenmiştir.

Endometrial Hiperplazinin Belirtileri Nelerdir?

Bu durum genelde 40 yaş sonrasında görülür. Uzun süre östrojen etkisinde kalan endometrium dökülmediği için kalınlaşır hastada adet kanaması gerçekleşmez arkasından uzun süren yoğun kanamalar yada düzensiz kanamalar olabilir. Bazı hastalarda hiçbir belirti vermeyebilir.

Nasıl Tanı Konulur?

Kesin tanı küretaj sonrası alınan materyalin patoloji tarafından incelenmesi sonrasında konulur.

  • Full Küretaj: Bu işlem sayesinde rahim içi dokusu tamamen alınarak hem tanı konulur hem de hastanın kanaması durur ve rahimdeki kalınlaşmış olan bölüm de tam temizlenmiş olur. Yani bu işlemin aslında tedavi edici özelliği vardır. Basit hiperplazilerde uygulanan full küretaj bazen tam tedavi için bile yeterli olmaktadır. Genel anestezi altında yapılması daha uygundur.
  • Probe küretaj: Sadece tanı amaçlı rahim içinden doku örnekleri alınmasıdır. Lokal yada genel anestezi altında yapılabilir.
  • Pipelle ile küretaj: Özel ince bir plastik kanülle rahim iç dokusundan biopsi alınmasıdır. Pipelle biopsisinde anestezi gerekmez. Bu plastik boru çok ince olduğu için kolay ve ağrısız bir şekilde rahatlıkla biopsi alınabilmektedir. Ancak rahim içi tam olarak kazınamadığı için tedavi edici etkisi yoktur daha çok tanı amaçlı kullanılan bir yöntemdir.

Özellikle menopoz sonrası dönemdeki bayanlarda transvaginal ultrasonla ölçülen endometrial kalınlık 7 mm den fazla ise mutlaka biopsi yapılması önerilmektedir.

Tedavide Nasıl Bir Yol İzlenir?

Atipisiz Hiperplazilerde tedavi; eğer kadın doğurganlık çağında ise tıbbi tedavi tercih edilmelidir. Öncelikle hastaya tanısal küretaj uygulanır ve 6 aylık ilaç tedavisi uygulandıktan sonra tekrar biopsi yaparak hastalığın tedaviye cevap verip vermediği kontrol edilmelidir. Tedavide progesteron hormonu verilerek hücresel değişiklik düzeltilmeye çalışılır. Bu tedavi ile %90 civarında iyi sonuçlar alınmaktadır. Ancak hasta menopoz döneminde ise o zaman rahmin alınması (Histerektomi) daha uygun bir tedavi olacaktır.

Atipili hiperplazilerde tedavi;eğer hasta menopoza yakın yada menopoz döneminde ise çok fazla vakit kaybetmeden cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Ancak çocuk isteyen doğurganlık dönemindeki kadınlarda verilecek olan karar çok kritiktir ve hemen yüksek doz hormon tedavisine alınarak 3 ayda bir biopsi yapılarak çok sıkı takip edilmelidir.

Aslında tipi ne olursa olsun bu hastalarda tedavi sırasında takip çok önemlidir. Tıbbi tedavi sonrası yapılan kontrol biopsilerde hastalıkta eğer bir gerileme tespit edilemediyse cerrahi tedavi daha öncelikli olarak düşünülmelidir. Bir de tıbbi tedavi sırasında hasta uzaktan geliyorsa ve tıbbi tedavilerini aksatıyorsa bu durumda hastada ileride endometrial kanser gelişmemesi için cerrahi tedavi tıbbi tedaviye göre daha öncelikli tercih edilmelidir.